Yahudi geleneğinde ibadet mekânı tek bir işlevle, tek bir kelimeyle ya da tek bir kutsallık anlayışıyla tanımlanmaz. Günlük dilde çoğu zaman “sinagog” olarak adlandırılan yapılar, tarih boyunca dua, öğrenme, topluluk, kurumsallık ve yerel kültür kavramlarının kesiştiği mekânlar olmuştur. Bu nedenle farklı dillerde ve farklı coğrafyalarda kullanılan terimler, yalnızca bir binayı değil, Yahudi yaşamının değişen önceliklerini de yansıtır.
Bet knesset, sinagog, havra, şul, kal ve keila gibi kelimeler eş anlamlı değildir. Her biri, Yahudilikte ibadethanenin başka bir yönünü görünür kılar.
Terimler ve Kavramsal Çerçeve
Bet Kneset (בית כנסת)
İbranice bet kneset ifadesi kelime anlamıyla “toplanma evi” demektir. Rabbani literatürde ve modern İbranice’de ibadethane için kullanılan temel terimdir. Bu adlandırma, mekânın kutsallığından ziyade toplanma eylemine vurgu yapar.
Bet kneset, Tanrı’nın ikamet ettiği bir yer olarak değil, insanların Tanrı’ya yönelmek için bir araya geldiği bir alan olarak düşünülür. Bu yaklaşım, Yahudilikte mekânın anlamının eylemle belirlendiğini gösterir.
Sinagog
“Sinagog” kelimesi Yunanca synagoge (συναγωγή) sözcüğünden gelir ve “bir araya gelme” anlamını taşır. Helenistik dönemde Yahudi cemaatlerinin Akdeniz dünyasıyla kurduğu dilsel ve kültürel temasın bir sonucudur.
Bugün Türkçe, İngilizce ve birçok Avrupa dilinde en yaygın kullanılan terimdir. Ancak bu yaygınlık, sinagog kelimesinin Yahudi iç dünyasındaki tüm anlam katmanlarını tek başına taşıdığı anlamına gelmez.
Şul (שול)
Yidiş kökenli şul kelimesi, Aşkenazi Yahudi dünyasında yaygındır. Almanca Schule (okul) kelimesiyle akrabadır. Bu kullanım, sinagogun yalnızca dua edilen bir yer değil, aynı zamanda öğrenme ve öğretme mekânı olduğunu vurgular.
Şul kavramı, Tora öğreniminin ibadetin ayrılmaz bir parçası olduğu anlayışını yansıtır.
Havra
Havra kelimesi, Osmanlı coğrafyasında ve Sefarad Yahudi geleneğinde yerleşmiş bir terimdir. Ladino ve Türkçe üzerinden şekillenmiş, resmî olmaktan çok gündelik ve yaşayan bir dilin parçası hâline gelmiştir.
Türkiye Yahudileri için havra, yalnızca ibadet edilen bina değil, aynı zamanda hatıraların, alışkanlıkların ve cemaat hayatının merkezi olarak algılanır. Bu kelime, metinlerden çok yaşanmışlığa dayanır.
Kal ve Kahal (קהל)
İbranice kahal kelimesi “toplanmış cemaat” anlamına gelir. İstanbul Yahudi cemaatinde bu kelime günlük kullanımda kal biçimiyle yerleşmiştir.
Kal kavramı, mekândan çok kurumsal cemaat yapısını ifade eder. Bir kal dendiğinde yalnızca bir sinagog binası değil, o binayla ilişkili yönetim, üyelik, gelenek ve süreklilik anlaşılır.
Keila ve Kehila (קהילה)
İbranice kehila kelimesi “topluluk” anlamına gelir. İzmir Yahudi cemaatinde yaygın olarak keila biçiminde kullanılır.
Keila, cemaatin daha çok ilişkisel ve toplumsal boyutunu öne çıkarır. Bu kullanımda mekân ikincil, insanlar ve aralarındaki bağlar birincildir. İzmir geleneğinde keila kelimesi, aidiyet ve birlikte yaşama fikrini güçlü biçimde taşır.
Tarihsel Arka Plan
Mabed Merkezli İbadetten Topluluk Merkezli İbadete
Antik İsrail’de ibadet anlayışı uzun süre Yeruşalayim’deki Mabed etrafında şekillenmiştir. Kurban ibadeti, merkezi ve tektir. Ancak İkinci Mabed’in MS 70 yılında yıkılmasıyla birlikte bu yapı sona ermiştir.
Bu kırılma, Yahudi ibadet hayatında köklü bir dönüşüm yaratmıştır. Kurbanın yerini dua, merkezi mekânın yerini topluluk, rahipliğin yerini ise metin bilgisi almıştır.
Sürgün, Diaspora ve Yeni Mekânlar
Sürgün koşullarında yaşayan Yahudi toplulukları, ibadet ve kimlik sürekliliğini sağlamak için yeni mekânlar oluşturmuştur. Sinagoglar bu ihtiyacın sonucudur.
Bu mekânlar sabit kutsallığa sahip değildir. Cemaat yoksa, sinagog da işlevsizdir. Bu anlayış, Yahudilikte mekânın kutsallığının zamansal ve ilişkisel olduğunu gösterir.
Ezra ve Metnin Açıklanması
Nehemya kitabında anlatılan Ezra’nın Tora’yı halka okuyup açıklaması, sinagog kültürünün erken bir örneği olarak kabul edilir. Metnin yalnızca okunması değil, anlaşılır kılınması temel bir ibadet biçimi hâline gelir.
Bu yaklaşım, sinagogun aynı zamanda bir yorum ve öğrenme alanı olduğunu ortaya koyar.
Sinagog Ne Değildir?
Sinagog:
- Mabed değildir
- Kurban sunulan bir yer değildir
- Tanrısal varlığın mekâna içkin olduğu bir alan değildir
- Tek başına bireysel ibadetin merkezi değildir
Bu ayrımlar, sinagogun anlamını küçültmez. Aksine, Yahudilikte kutsallığın mekândan çok eylemde ve ilişkide ortaya çıktığını gösterir.
Sinagogun İşlevleri
Dua Mekânı
Günlük dualar, Şabat ve bayram ibadetleri sinagogda yapılır. Ancak birçok dua için minyan, yani topluluk gereklidir. Bu durum, ibadetin bireysel değil kolektif bir eylem olduğunu gösterir.
Tora Okuma Alanı
Tora’nın haftalık peraşalara göre okunması sinagogda gerçekleşir. Bu okuma ritüeli, metinle topluluk arasında sürekli bir bağ kurar.
Öğrenme ve Yorumlama Mekânı
Sinagog, yalnızca ritüel değil, aynı zamanda derslerin, vaazların ve metin çalışmalarının yapıldığı bir alandır. Bet midraş (בית מדרש) ile sinagog arasındaki sınır tarih boyunca çoğu zaman geçirgen olmuştur.
Toplumsal Merkez
Sinagoglar, cemaatin sosyal hayatının da merkezidir. Duyurular yapılır, dayanışma örgütlenir, ortak meseleler konuşulur.
İç Mekân ve Sembolik Unsurlar
Aron Kodeş (ארון קודש)
Tora tomarlarının saklandığı dolaptır. Sinagogun en odak noktasıdır ve genellikle Yeruşalayim yönüne bakar.
Bima ve Teva
Tora’nın okunduğu yükseltilmiş platformdur. Sefarad geleneğinde teva, Aşkenazi geleneğinde bima olarak adlandırılır.
Ner Tamid (נר תמיד)
Sürekli yanan ışık. Mabed’deki kandile sembolik bir gönderme yapar.
Mehitsa (מחיצה)
Bazı geleneklerde kadınlar ve erkekler arasında bulunan ayırıcı düzenlemedir. Uygulama, dönem ve cemaatlere göre değişiklik gösterir.
Mizrah (מזרח)
Kudüs yönünü gösteren işaret ya da yönelimi ifade eder.
Modern Dönemde Sinagog Anlayışları
Modern dönemde Ortodoks, Konservatif ve Liberal yaklaşımlar, sinagog düzeni ve kullanımında farklılıklar yaratmıştır. Oturma düzeni, dil tercihleri, mekânsal organizasyon değişebilir.
Buna rağmen sinagog, tüm bu çeşitlilik içinde topluluk merkezli bir yapı olmayı sürdürür. Mekân, cemaatle birlikte anlam kazanır.




