🔍

Judaism in a Digital Age

Yazar

Danny Schiff

Yayıncı

Palgrave Macmillan

Format

Basılı, Dijital

Yayın Tarihi

2023

Sayfa Sayısı

230

Yazıda Neler Var

Künyesi

Danny Schiff, Judaism in a Digital Age: An Ancient Tradition Confronts a Transformative Era (Dijital Çağda Yahudilik: Kadim Bir Geleneğin Dönüştürücü Bir Çağ ile Yüzleşmesi)
Yayın tarihi: 2023 (Palgrave Macmillan)
Sayfa sayısı: 230
ISBN: 9783031287116
Basılı ve e-kitap formatları mevcut.
Türkçe çevirisi: Yok

Neden İlginizi Çekebilir

Schiff’in kitabı, çağdaş Yahudi yaşamının küresel ölçekte yaşadığı sarsıntıyı anlamak isteyen okuyucuya beklenmedik bir başlangıç noktası sunuyor. Yazar, Reform ve Muhafazakâr Yahudiliğin neden tam da bugün, kuruldukları günden bu yana belki de en zorlu dönemini yaşadığını, akademik literatürle güncel sosyolojik verileri birleştirerek anlatıyor. Anlattığını yalnızca tasvir etmiyor, “neden böyle olduğunu” da açıklamaya çalışıyor.

Yapay zekâ, gen düzenleme ve biyoetik gibi 21. yüzyılın yeni etik tartışmaları söz konusu olduğunda, kitabın altıncı ve yedinci bölümleri ayrı bir okur kitlesine hitap ediyor. Schiff burada hem klasik halahacı kaynaklara hem çağdaş Yahudi düşünürlerine başvurarak somut bir yaklaşım öneriyor. Ne tarihten kopuk bir gelecekçilik, ne de moderniteye nostaljik bir bağlılık; ikisinin arasında çalışan bir Yahudi etik düşüncesi modeli sunuyor.

Reform, Muhafazakâr ve Ortodoks Yahudilik arasındaki sınırları, gerilimleri ve gelecek olasılıklarını merak edenler için kitap, Zev Eleff’in Modern Orthodox Judaism: A Documentary History çalışmasının doğal tamamlayıcısı sayılabilir. Eleff geçmişten bugüne uzanan tarihsel arşivi sunarken, Schiff bugünden geleceğe bakan analitik çerçeveyi kuruyor. Halaha meselesinde de Chaim Saiman’ın Halakhah: The Rabbinic Idea of Law kitabıyla ilginç bir karşılıklı okuma mümkün: Saiman halahanın klasik teolojik özünü inceliyor, Schiff ise aynı kavramın dijital çağda Ortodoks olmayan bir Yahudilik için bile neden vazgeçilmez bir omurga olabileceğini tartışıyor.

Amerikan Yahudi sosyolojisini takip edenler kitabı bambaşka bir gözle okuyacaktır. 2020 Pew Araştırması’nın çıplak verileri, Schiff’in elinde tarihsel ve kuramsal bir bağlama kavuşuyor. Reform ve Muhafazakâr hareketlerin nüfus kaybı, Ortodoksluğun nispi büyümesi, “sadece Yahudi” kategorisinin yükselişi, hepsi modernitenin sonuyla ilgili tek bir hikâyenin parçaları olarak görünür hale geliyor.

Son olarak, teknoloji ile din arasındaki ilişki, sekülerleşme tartışmaları ve “modernliğin sonu” gibi geniş kuramsal sorulara ilgi duyan okuyucu için de kitap belirgin bir değer taşıyor. Yahudi perspektifinden yazılmış olması, onu dar bir cemaat metni yapmıyor, aksine örnek olarak alınmış bir vakanın derinine inerek genel sorulara yanıt aramasını sağlıyor.

Konu ve İçerik

Schiff’in kitabı, okuyucudan bir an için zamanda yolculuk yapmasını ister. Yıl 1800. Fransız Devrimi yeni sona ermiş, Aydınlanma düşüncesinin getirdiği toplumsal dönüşümler etrafındaki sokakları yavaş yavaş yeniden şekillendirmektedir. Avrupa’nın bir köşesinde, kendisi de o zamana göre eğitimli bir Yahudi ile karşılaşırsınız ve ona şu soruyu sorarsınız: “Sizce 19. yüzyılın Yahudiliği nasıl olacak?” Cevap büyük ihtimalle dağınık, belirsiz, hatta yanıltıcı olacaktır. O Yahudi büyük olasılıkla emansipasyonun Avrupa’nın geri kalanına yayılacağını öngöremeyecek, on yıl sonra Almanya’nın Seesen kentinde ilk liberal cemaatin kurulacağını hayal bile edemeyecek, “Reform” ya da “Muhafazakâr” ya da hatta “Ortodoks” diye anılacak yepyeni Yahudi hareketlerinin doğacağını ve Yahudi yaşamının asli kurumlarına dönüşeceklerini sezemeyecek, hele Theodor Herzl’in bir Yahudi devleti vizyonunun siyasi Siyonizmi başlatacağını hiç ama hiç tahmin edemeyecektir. Schiff’e göre 21. yüzyılın başındaki Yahudiler de bu açıdan tıpkı 1800’deki o Yahudi gibidir. Etraflarında bir devrim olmaktadır, kurumlar çürümektedir, yeni biçimler ufukta görünmektedir; ama gelecek hâlâ büyük ölçüde sis perdesinin arkasındadır. Kitabın açılış bölümünün adının “Sis’in Ötesinde” olması tesadüf değildir.

Kitabın temel tezi şudur: Modernlik 1789 ile başlayan ve yaklaşık iki yüzyıl süren bir tarihsel dönemdi, ve 1990 civarında dijital devrimle birlikte sona erdi. Bunun sonucunda, modernliğe verilmiş yanıtlar olarak doğan ve 19. yüzyıldan 20. yüzyılın sonuna kadar Amerikan Yahudi yaşamına egemen olan iki büyük Ortodoks olmayan hareket, yani Reform ve Muhafazakâr Yahudilik, kaçınılmaz biçimde gücünü ve geçerliliğini kaybetmektedir. Schiff bu tezi soyut bir argüman olarak değil, sayılarla destekler. 1990 Ulusal Yahudi Nüfus Anketi’ne göre Amerikan Yahudilerinin yüzde 73’ü kendini bu iki hareketten biriyle özdeşleştiriyordu; 2020 Pew Araştırması’na göre bu oran yüzde 54’e düşmüştür. Aynı dönemde “sadece Yahudi”, yani hiçbir hareketle özdeşleşmeyenlerin oranı yüzde 10’dan yüzde 32’ye yükselmiş, otuz yaşın altındaki Yahudiler arasında bu oran yüzde 41’e ulaşmıştır. Ortodoksluğun nüfustaki payı ise tersine artmaktadır: 65 yaş üstü Yahudilerin yüzde 3’ü Ortodoks iken, 18-29 yaş grubundakilerin yüzde 17’si Ortodokstur. 2010’dan beri Ortodoks olmayan rabbinik okullara kayıt yüzde 15 düşmüştür. Schiff kitabı, kendisi Reform geleneğinden gelen, Hebrew Union College mezunu bir rabbi olarak yazar; bu yüzden tezini “Modern Ortodoks olmayan Yahudilik öldü” diye değil, “Bir hareket olarak yenilenmesi şarttır” diye sunar.

Kitap sekiz bölüm üzerinden ilerler. Birinci bölüm, “Sis’in Ötesinde”, yukarıda anlatılan 1800 metaforunu işler ve dijital çağın temel özelliklerini özetler. Schiff’e göre bu yeni çağın asıl kavramları “hiper-bağlantılılık” (hyper-connectivity), “hiper-bireysellik” (hyper-individualism) ve “hiper-etiklik” (hyper-ethics) sözcükleridir. Her üçü de modernliğin getirdiği bağlantıyı, bireyselliği ve etik düşünmeyi farklı bir mertebeye çıkaran, niteliksel olarak yeni bir aşamaya geçiren olgulardır.

İkinci bölüm, “Hiper-Emansipasyon”, tarihsel bir geri dönüş sunar. Schiff, 19. ve 20. yüzyıllarda Yahudilerin Batılı toplumlardaki kabulünün hâlâ kısıtlı olduğunu, Yahudi-karşıtlığının pratik olarak Yahudilerin cemaat içinde kalmasını sağlayan bir çekirdek görevi gördüğünü hatırlatır. Bir Yahudinin yüzyılın başında “din değiştirip Hristiyanlaşmadan” cemaatten kopması neredeyse mümkün değildi. Sosyal hayat, ekonomi, evlenme, hepsi cemaat ağı üzerinden işliyordu. Tarihçi Jonathan Sarna’nın deyimiyle Amerikan Yahudiliği bir dönem “Yahudi olmayan komşuların antisemitizmi tarafından geçici olarak güvenceye alınmış”tı. 1960’larda toplumsal kabul derinleştikçe ve antisemitizm geri çekildikçe, Yahudilerin “Yahudi kalmasını” sağlayan bu dış zorlama da çözülmeye başladı. Schiff bunu “hiper-emansipasyon”, yani sıradan emansipasyonun ötesine geçen, neredeyse engelsiz bir kabulleniş olarak adlandırır. 1960 öncesinde yüzde 7’nin altında olan karma evlilik oranı, 1980-1984 arasında yüzde 38’e, 1996-2001 arasında yüzde 47’ye yükseldi; 2020 Pew Araştırması’nda Yahudilerin genelinde yüzde 61, Ortodoks olmayan Yahudilerde ise yüzde 72 olarak ölçüldü. Bu, Schiff’e göre Yahudi cemaatinin sınırlarının artık dışarıdan değil, ancak içeriden ve bilinçli bir tercih olarak tutulabildiğinin en somut göstergesidir.

Üçüncü bölüm, “Modernliği Kucaklamak”, Reform ve Muhafazakâr hareketlerinin entelektüel temellerini analiz eder. Schiff, Muhafazakâr hareketin asıl düşünce mimarı olan rabbi ve tarihçi Zacharias Frankel’in geliştirdiği “olumlu-tarihsel” yaklaşımı ayrıntılı biçimde inceler; bu yaklaşım hem Yahudi sürekliliğinin değişmez özüne hem de tarihsel değişim ve uyarlanabilirlik gerçeğine bağlılık iddiasındaydı. Schiff bu projenin başarılı olduğunu, ama tam da başarısı yüzünden artık ihtiyaç duyulmaz hale geldiğini öne sürer. Bir başka deyişle, Reform ve Muhafazakâr hareketler kendilerine biçtikleri vazifeyi tamamladılar; modern Yahudi yurttaş artık doğal olarak vardır, kimse onun var olabilmesi için ayrı bir hareket inşa etmek zorunda değildir.

Dördüncü bölüm, “Yeni Bir Çağ”, kitabın hacmen en büyük ve içerikçe en önemli bölümlerinden biridir. Schiff burada 1990 sonrası dünyayı tarihsel bir mercek altında inceler. İnsanlık tarihinde dört büyük “depolanabilir bilgi devrimi” yaşanmıştır: Yazının icadı (yaklaşık 30.000-20.000 yıl önce), alfabelerin yaratılması (4000 yıl önce), 15. yüzyıl ortasında matbaanın gelişi ve 1990’larda dijital ile İnternet’in ortaya çıkışı. İlk üçü her seferinde bilgiye erişimi kökten değiştirmiş, hiyerarşileri sarsmış, eğitim ve bilim alanlarında patlamalara yol açmıştır. Schiff, dijital devrimin de aynı türden bir dönüşüm olduğunu, ama bunun kelimenin tam anlamıyla yüksek hızda gerçekleştiğini gösterir. Bill Clinton 1993’te ABD başkanlığına geldiğinde dünyada yüzden az web sitesi vardı; sekiz yıl sonra görevden ayrıldığında bu sayı otuz milyonu geçmişti. Bugün üç milyardan fazla insan internet kullanıyor. Teknoloji yazarı Robert Colville bu dönemi “büyük hızlanma” olarak adlandırır. MIT’den Andrew McAfee’nin deyimiyle bu, “değişim hızının ve değişim hızının ivmelenmesinin aynı anda arttığı” tarihteki ilk dönemdir. Sonuç, “yerinden olma” duygusudur (dis-location): insanların değişime ayak uydurma kapasitesinin çağın ihtiyaçlarının altında kalması.

Beşinci bölüm, “Değişen Zihniyetler”, dijital çağın insan ilişkilerine, ahlaka, otoriteye ve kimlik anlayışına yaptığı etkiyi inceler. Algoritmaların görünmez biçimde insan tercihlerini şekillendirmesi, mahremiyetin neredeyse tamamen ortadan kalkması, geleneksel otorite yapılarının sorgulanması, sosyal medyanın siyaseti, ilişkileri, aileyi ve cinselliği yeniden biçimlendirmesi, hepsi bu bölümün konusudur.

Altıncı bölüm, “Gelecek”, Ray Kurzweil, Juan Enriquez, Yuval Noah Harari gibi gelecek üzerine yazan düşünürlerin görüşlerini toplar. Yapay zekâ, gen düzenleme, beyin-makine arayüzleri, uzun ömür araştırmaları, hepsi 21. yüzyıl boyunca insanın ne olduğu sorusunu yeniden açacaktır. Schiff burada kavramsal bir yenilik sunar: “hiper-etik”. Modern öncesi dönemde etik soruları yüzyıllar boyunca yavaş değişirken, dijital çağda her birkaç yılda bir tüm bir etik harita yeniden çizilmek zorundadır. Levirat evliliği gibi binlerce yıllık kurallar, üreme teknolojileri ya da yapay rahimler gibi gelişmeler karşısında neredeyse her on yılda bir yeniden değerlendirilmelidir.

Yedinci bölüm, “Yahudi Bir Yanıt”, kitabın yapıcı kısmıdır. Schiff burada Yahudiliğin dijital çağa neyi sunabileceğini tartışır. Yapay zekâ ve Harari gibi teorisyenlerin “anlamın yokluğu” tezine karşılık, Yahudilik anlamın varlığında ısrar eden bir gelenektir; yaratılış öyküsü “kaos” üzerine “düzen” empoze etmenin hikâyesidir, ve bu temel öncül modern bilimin kendisinin de yapısının altında yatar. Schiff, Yahudiliğin dijital çağda “karşı-kültürel” (countercultural) bir konuma geçmesi gerektiğini savunur. “Karşı-kültürel” derken egemen toplumun her trendine itiraz eden bir Yahudilik değil, kendi bağımsız ve tutarlı bir vizyonu olan, çağın baskılarına teslim olmadan ahlaki söz söyleyebilen bir Yahudilik kasteder.

Sekizinci ve son bölüm, “İlerideki Yol için Araçlar”, önerilerle sonlanır. Schiff’e göre 21. yüzyıl Yahudiliğinin üç ayağı yenilenmek zorundadır: Yahudi pratiği (paylaşılan halaha çerçevesinde), Yahudi cemaati (dijital çağda fiziksel topluluğun yeniden inşası) ve Yahudi düşüncesi (etik soruların ön cephesinde aktif olma). İlginç bir biçimde Schiff, Reform geleneğinden gelmesine rağmen, halahanın geniş ama bağlayıcı bir çerçeve olarak yeniden benimsenmesini savunur. Ona göre tamamen bireyselleşmiş bir Yahudilik dağılmaya mahkûmdur; orkestra benzetmesinde olduğu gibi, paylaşılan bir nota sayfası ortak bir müziğin yapılabilmesi için zorunludur.

İki yüz sayfayı az aşan kitap, Yahudiliğin geleceğine dair iddialı bir manifesto olarak okunabilir. Yahudi tarihi, Schiff’in kendi sözleriyle, “her zaman küçük gruplar tarafından yazılmıştır.” 1800’deki bir Yahudinin Reform hareketinin doğuşunu kestiremediği gibi, 2023’teki bir Yahudinin de gelecek elli yılda doğacak yeni biçimleri öngörmesi mümkün değildir. Ama o biçimleri besleyecek olan koşulları, soruları ve içsel gerilimleri görmek mümkündür; bu da kitabın asıl katkısıdır.

İçindekiler

  • Preface (Önsöz)
  • Beyond the Mist (Sis’in Ötesinde)
  • Hyper-Emancipation (Hiper-Emansipasyon)
  • Embracing Modernity (Modernliği Kucaklamak)
  • A New Era (Yeni Bir Çağ)
  • Changing Mentalities (Değişen Zihniyetler)
  • The Future (Gelecek)
  • A Jewish Response (Yahudi Bir Yanıt)
  • Vehicles for the Road Ahead (İlerideki Yol için Araçlar)
  • Index (Dizin)

Yazar Hakkında

Rabi Dr. Danny Schiff, Sidney’de doğmuş, Melbourne’da büyümüş Avustralyalı bir Yahudi din adamı ve etik araştırmacısıdır. Lisans eğitimini Melbourne Üniversitesi’nde tamamladı. Reform Yahudiliğinin önde gelen kurumu Hebrew Union College – Jewish Institute of Religion’dan (HUC-JIR) hem rabbinik ordinasyon hem İbrani Edebiyatı (Hebrew Letters) yüksek lisans derecesini, ardından İbrani Edebiyatı doktorasını (DHL) ve sonradan onursal İlahiyat doktorasını aldı. Ayrıca Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi’nden Müze Çalışmaları yüksek lisans derecesi vardır.

Profesyonel kariyerinde Melbourne’daki Temple Beth Israel cemaatinin rabbisi olarak görev yaptı, ardından ABD’ye taşınarak Pennsylvania’nın White Oak kasabasındaki B’nai Israel cemaatinin rabbisi oldu. Pittsburgh Yahudi Öğrenme Ajansı’nın Cemaat Araştırmacısı (Community Scholar) görevini üstlendi. 2009’da ailesiyle birlikte aliyah yaparak İsrail’e taşındı; 2015’ten itibaren Pittsburgh ve Kudüs arasında zamanını paylaştırarak Pittsburgh Büyük Yahudi Federasyonu’nda Federation Scholar (sonradan Foundation Scholar, en son H. Arnold ve Adrien B. Gefsky Cemaat Araştırmacısı) olarak çalışmaktadır. Ayrıca kurucusu ve eski başkanı olduğu Museum of Jewish Ideas (Yahudi Düşünceleri Müzesi) projesini sürdürmektedir.

Yahudi etiği üzerine geniş bir akademik üretimi vardır. İlk kitabı Abortion in Judaism (Cambridge University Press, 2002) Yahudi geleneğinin kürtaj meselesine yaklaşımını sunan bir referans çalışmasıdır. Judaism in a Digital Age ikinci kitabıdır. Pittsburgh Etik Kurulu ve Society of Jewish Ethics’in eski yönetim kurulu üyesidir. Tablet Magazine ve Pittsburgh Jewish Chronicle gibi yayın organlarında düzenli olarak yazıları yayımlanmaktadır.

Kitapla İlgili Bağlantılar

Yazarla yapılmış podcast söyleşisi (Jewish Sacred Aging, 2023): jewishsacredaging.com/som20230519
Yayıncı kitap sayfası (Palgrave Macmillan): link.springer.com/book/10.1007/978-3-031-17992-1
Yazarın Pittsburgh Federation profil sayfası: jewishpgh.org/info/gefsky-scholar
Yazarın Tablet Magazine’deki yazıları: tabletmag.com/contributors/danny-schiff

Schiff, Danny. Judaism in a Digital Age: An Ancient Tradition Confronts a Transformative Era. Cham: Palgrave Macmillan, 2023.

Diğer Kitaplar

Bunları da beğenebilirsiniz

Welcome Back!

Login to your account below

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Add New Playlist