🔍

Israel’s Day of Light and Joy: The Origin, Development, and Enduring Meaning of the Jewish Sabbath

Yazar

Jon D. Levenson

Yayıncı

Penn State University Press

Format

Basılı, Dijital

Yayın Tarihi

2024

Sayfa Sayısı

296

Yazıda Neler Var

Künyesi

Jon D. Levenson, Israel’s Day of Light and Joy: The Origin, Development, and Enduring Meaning of the Jewish Sabbath
(İsrail’in Aydınlık ve Sevinç Günü: Yahudi Şabat’ının Kökeni, Gelişimi ve Süregelen Anlamı)
Yayın tarihi: 2024
Yayınevi: Penn State University Press / Eisenbrauns
Sayfa sayısı: 296
ISBN: 9781646022717
Format: Basılı ve e kitap
Türkçe tercüme: Yok


Neden İlginizi Çekebilir

Şabat üzerine yazılmış kitapların sayısı saymakla bitmiyor; ama Levenson’un kitabı, alanın en deneyimli isimlerinden birinin pek de doldurulamamış bir boşluğu doldurma çabası. Bir tarafta Şabat’ın teolojisi ve şiirsel anlamı üzerine yazılmış manevi rehberler, bir tarafta belirli bir tarihsel dönemle sınırlı kalmış akademik monografiler var. Levenson her iki tarafa da hitap eden, hem akademik titizliği hem de Şabat’ın bugünkü yaşanan anlamını bir arada tutan bir cilt yazıyor. Bu denge, kitabın asıl katkısı olarak öne çıkıyor.

İbrani Tanahı’nın yakın okumasına ilgi duyan okuyucu için kitap, alanın canlı isimlerinden birinin elinden çıkmış bir vaka çalışması niteliği taşıyor. Levenson, On Emir’in iki versiyonu (Çıkış 20 ve Tesniye 5), Yaratılış’ın yedinci günü, Yeşaya 58’in Şabat’a dair sözleri, peygamberlik literatüründeki Şabat anlayışı gibi metinleri ayrı ayrı çözümleyip aralarındaki teolojik gerilimleri ortaya koyuyor. Modern eleştirel yöntemleri kullanırken, geleneksel yorumlamanın derinliğini de gözden kaçırmıyor.

Yahudi-Hristiyan ilişkilerinin tarihsel boyutuna ilgi duyanlar için kitabın sekizinci ve son bölümü ayrı bir okuma vadediyor. Pavlus’un Galatyalılara mektubundan Synod of Laodicea (363-364) kararlarına, Konstantin’in 321’de Pazar gününü resmi dinlenme günü ilan etmesinden 19. yüzyılda Charles Dickens’ın İngiliz Sabbatçılığına yönelttiği eleştiriye uzanan bir tarihsel hat çiziyor. Cumartesi’den Pazar’a geçişin nedenleri, Hristiyan teolojisinin Yahudi yasasıyla hesaplaşması, modern dönemde Şabat’ı yenileyen Hristiyan ve Yahudi hareketleri, hepsi bu son bölümde ele alınıyor.

Modern Yahudi düşüncesini takip eden okuyucu için kitabın belki de en zengin kısımları, Abraham Joshua Heschel’in The Sabbath kitabında geliştirdiği “zamanda saray” mecazını eleştirel olarak değerlendiren pasajlar. Levenson Heschel’in tezine genel olarak sempatiyle yaklaşıyor ama önemli bir eleştiri de getiriyor: Şabat sadece “zamanın kutsanması” değil, aynı zamanda mekânsal kutsallıkla, Tapınak ve Yaratılış mitleriyle derinden ilişkili bir kavramdır. Bu eleştiri, Heschel’in kabul gören tezine yapılan en sofistike akademik yanıtlardan biri olarak okunabilir.

Şabat’ı bugün yaşayan ya da yaşamayı düşünen okuyucu için kitabın altıncı bölümü, “Çalışma Nedir?”, özellikle değerli bir referans. Levenson burada melahah kavramını, yani yasaklanan “iş”in halahacı tanımını, hem İncil metnine hem rabbinik gelişimine, hem de modern Şabat pratiklerinin (elektrik, otomobil, telefon, internet) bu kavramla nasıl müzakere ettiğine ayırarak incelemekte. Halaha tartışmalarına aşina olmayan okuyucu bile kitabın bu bölümünden Şabat hukukunun yapısı hakkında temel bir kavrayış edinebilir.

Genel olarak Yahudi gündelik ibadetinin, ritüelinin ve dini takviminin İncil metinlerinden bugüne uzanan yolculuğuna ilgi duyanlar için kitap, bir konuyu (haftalık dinlenme günü) merkez alarak Yahudi geleneğinin neredeyse tüm önemli temalarına dokunan bir tür “kavşak çalışma” sayılabilir.


Konu ve İçerik

Levenson kitabına alçakgönüllü ama keskin bir gözlemle başlar. Şabat üzerine yazılmış kitapların sayısı sayılamayacak kadar çoktur; öyleyse bir tane daha yazmanın anlamı nedir? Cevabı, mevcut literatürün talihsiz bir biçimde ikiye bölünmüş olmasına dayandırır. Bir tarafta Şabat’ın teolojisi, manevi anlamı ve nasıl uygulanacağı üzerine yazılmış, çoğu zaman duygu yüklü, pratisyen okuyucuya yönelik kitaplar vardır. Diğer tarafta, biblik araştırmacılar ve Yahudi tarih uzmanları tarafından yazılmış, belirli bir dönemle (örneğin İncil dönemi ya da erken rabbanî dönem) sınırlı kalan, dönemler arası bağlantı kurmaktan kaçınan akademik monografiler vardır. İki tarafa birden hitap edebilen kitaplar nadirdir. Levenson kendisini bu boşluğa yerleştirir: hem bir Harvard Divinity School profesörü olarak akademik titizliği koruyup, hem de günümüz Yahudilerinin yaşadığı Şabat’ın anlamına dair yazabilen bir ses olmayı dener.

Kitap birinci bölümle, “Haftanın İki Kökeni”, okuyucuyu derhal bir paradoksla yüzleştirir. Hafta dediğimiz şey, yedi günlük düzenli olarak tekrarlanan bir birim, doğal değildir. Levenson, bizim alışkın olduğumuz haftanın iki ayrı tarihsel kökene sahip olduğunu gösterir. Birincisi İncil’in Şabat geleneğidir; bu gelenekte aslında “hafta” değil, “yedinci gün” merkez kavramdır. İbrani Tanahı’nda haftanın diğer günlerinin adı bile yoktur, sadece sayılarla anılırlar (modern İbranice’de bile durum aynıdır: Pazartesi yoktur, sadece “ikinci gün” vardır). Bu çerçevede hafta, yedinci günün kendi özelliğinden doğar; diğer günler isimsiz, yüzsüz birimlerdir. İkinci köken ise gezegen-tabanlı, Helenistik ve Roma kökenli bir yedi günlük döngüdür ki bugün İngilizce, Fransızca, İspanyolca gibi dillerin gün adlarında bu kökeni hâlâ görebiliriz (Saturday = Saturn günü, Sunday = Güneş günü). Levenson bu iki ayrı kökenin nasıl tek bir haftada birleştiğini ayrıntılı biçimde izler.

İkinci bölüm, “Yedinci Günden Şabat’a”, İsrail kavminin yedinci güne tanıdığı statünün gelişimini ele alır. Levenson burada modern akademik araştırmanın bir uyarısını dile getirir: Tanah’ta “yedinci gün” ile “Şabat” her zaman aynı şey değildir, ve birçok araştırmacı bu iki kurumun bir zamanlar ayrı olduğunu, sonra birleştirildiğini düşünmektedir. Üçüncü bölüm, “Altı Gün ve Yedinci”, Yaratılış 1’in altı günlük yaratılış anlatısı ile Şabat arasındaki kavramsal bağı analiz eder. Bu, sadece bir takvim meselesi değil, yaratılışın tamamlanmasının “iş yapmamak” üzerinden anlam kazandığı teolojik bir yapıdır. Tanrı’nın yedinci günde “dinlenmesi” (şavat) bir bitkinlik değil, bir mülkiyet alma, bir tahta oturma jestidir.

Dördüncü bölüm, “Dünyanın Yaratılışı mı Mısır’dan Çıkış mı?”, On Emir’in iki versiyonu arasındaki farkı inceler. Çıkış 20’de Şabat’ın gerekçesi yaratılıştır (Tanrı altı günde dünyayı yarattı, yedinci günde dinlendi); Tesniye 5’te ise gerekçe Mısır’dan çıkıştır (köleydiniz, sizi kurtardı, bu yüzden Şabat’ı tutun). Levenson bu farkı, geç dönemde aynı bayrama eklenen iki ayrı teolojik katman olarak değil, Şabat’ın doğasındaki temel ikiliğin iki boyutu olarak okur. Şabat hem kozmolojik (yaratılış üzerine bir hatırlatma) hem siyasi-ahlaki (özgürlük üzerine bir hatırlatma) bir kurumdur.

Beşinci bölüm, “Majestelerinin Dinlenmesini Paylaşmak”, kitabın belki de en şiirsel kısmıdır. Levenson burada Şabat’ın “katılım” boyutunu işler. Yedinci günde dinlenen yalnızca Tanrı değildir; insan da onun bu dinlenmesine katılır. Şabat’ı tutan kişi, geçici olarak Tanrı’nın evrenin tahtında oturmasına eşlik eder; bu yüzden Şabat’ın havası, sıradan bir dinlenme değil, kraliyet bir huzurdur. Burada Levenson, Heschel’in ünlü “zamanda saray” mecazını ele alır. Heschel’e göre Yahudilik mekânın değil zamanın kutsanmasının dinidir, ve Şabat bu zamansal kutsallığın en yoğun ifadesidir. Levenson bu teze sempatiyle yaklaşır ama önemli bir nüans ekler: Şabat aslında zamansal kutsallıkla mekânsal kutsallığın (Tapınak, Yaratılış mitinde “kozmik mabet” olarak okunan dünya) iç içe geçtiği bir kavşaktır. Heschel’in mekânı zamana karşı çıkardığı kontrast, Levenson’a göre fazla keskindir.

Altıncı bölüm, “‘Çalışma’ Nedir? ya da Yasanın Vazgeçilmezliği”, Şabat’ın halahacı boyutunu inceler. On Emir’de yasaklanan “iş” (İbranice melaha) tam olarak nedir? Levenson bu sorunun kolay cevabı olmadığını, ve bu zorluğun aslında Yahudi geleneğinin Şabat’ı yüzyıllar boyunca yeniden yorumlama yeteneğinin de kaynağı olduğunu gösterir. Klasik rabbanî gelenek “iş”i, Çadır’ın inşasında yapılan otuz dokuz ana faaliyete dayandırarak tanımlamıştır; modern Şabat hukuku ise elektriğin, motorlu taşıtların, telefonların ve internetin bu çerçeveye nasıl yerleştirileceği üzerine süregelen bir tartışmadır. Levenson burada Saiman’ın Halakhah kitabıyla paralel bir argüman geliştirir: hukuk, bir ruh halinin şartı değil, ifadesidir; halahasız bir Şabat, tam olarak Şabat değildir.

Yedinci bölüm, “Cennet Önceden-Canlandırılmış”, Şabat’ın eskatolojik boyutunu ele alır. Rabbanî gelenek Şabat’ı sadece bir geçmişin (yaratılış) ya da bir kurumun (özgürlük) hatırlanması olarak değil, gelecekte gerçekleşecek mesihçi çağın bir önceden-tatması olarak da okur. Talmud’da Şabat’ın “öteki dünyanın altmışta biri” olduğu söylenir. Levenson Cuma akşamı sinagoglarda söylenen Lekha Dodi ilahisi, Şabat sofrası ritüelleri, zemirot (Şabat şarkıları), hepsinin bu cennet-önceden-canlandırması yapısının parçaları olduğunu gösterir. Bu yorum Şabat’ı sadece bir hatırlama günü olmaktan çıkarıp, geleceğin dünyayı şu anda yaşamanın bir biçimi haline getirir.

Sekizinci ve son bölüm, “Modern Yaşam Şabat’ı Sınıyor, ve Karşılıklı”, Şabat’ın modern dönemdeki tarihini izler. Levenson burada hem Hristiyanlık ile Yahudilik arasındaki uzun gerilimi (Pavlus’tan Synod of Laodicea’ya, Konstantin’in 321’de Pazar gününü resmi dinlenme günü ilan etmesinden 19. yüzyıl Sabbatçı tartışmalarına kadar), hem de modern Yahudi cemaatlerinin Şabat’la kurduğu yeni ilişkiyi ele alır. Aydınlanma sonrası Yahudi dünyası, Reform hareketinden gelen “Pazar Şabat’ı” deneylerini, Muhafazakâr hareketin “araba sorumu”nu, Ortodoks Yahudilerin elektronik teknolojiyle hesaplaşmasını, ve son olarak çağdaş Yahudi olmayan dünyanın “dijital Şabat” gibi pratikler aracılığıyla Şabat fikrine yeniden ilgi duymasını da kapsar. Levenson kitabı şu gözlemle bitirir: Şabat, “modern yaşam tarafından sınanan” bir kurum olduğu kadar, modern yaşamı sınayan bir kurumdur da. Verimlilik, sürekli bağlantı, sınırsız tüketim üzerine kurulu bir uygarlığa, haftada bir gün durmanın değerini hatırlatır.


İçindekiler

  • Preface (Önsöz)
  • List of Abbreviations (Kısaltmalar Listesi)
  • The Two Origins of the Week (Haftanın İki Kökeni)
  • From Seventh Day to Sabbath (Yedinci Günden Şabat’a)
  • Six Days and the Seventh (Altı Gün ve Yedinci)
  • The Creation of the World or the Exodus from Egypt? (Dünyanın Yaratılışı mı Mısır’dan Çıkış mı?)
  • Sharing His Majesty’s Repose (Majestelerinin Dinlenmesini Paylaşmak)
  • What Is “Work”? or, the Indispensability of Law (“Çalışma” Nedir? ya da Yasanın Vazgeçilmezliği)
  • Paradise Pre-Enacted (Cennet Önceden-Canlandırılmış)
  • Modern Life Challenges the Sabbath, and Vice Versa (Modern Yaşam Şabat’ı Sınıyor, ve Karşılıklı)
  • Notes (Notlar)
  • Bibliography (Kaynakça)
  • Ancient Source Index (Antik Kaynak Dizini)

Yazar Hakkında

Jon Douglas Levenson (d. 1949, Wheeling, Batı Virginia), Amerikan Yahudi düşünce ve İbrani Tanahı çalışmaları alanının önde gelen isimlerinden biridir. Lise eğitimini Wheeling’deki Linsley Military Institute’ta tamamladı (1967). Lisansını Harvard Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı alanında summa cum laude derecesiyle 1971’de aldı. Aynı kurumun Yakın Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Bölümü’nde yüksek lisansını 1974’te, doktorasını 1975’te tamamladı. Doktora çalışmalarında Frank Moore Cross’un öğrencisi oldu. 2007’de Baltimore’daki St. Mary’s Seminary and University tarafından İlahiyat alanında onursal doktora ile ödüllendirildi.

Akademik kariyerine 1975’te Wellesley College’da Din ve İncil Çalışmaları Yardımcı Doçenti olarak başladı. 1982’de Chicago Üniversitesi Divinity School’a İbrani Tanahı Doçenti olarak geçti, 1988’de aynı bölümde profesör oldu. Aynı yıl Harvard Divinity School’a Albert A. List Yahudi Çalışmaları Profesörü olarak atandı ve o tarihten bu yana bu görevde. Aynı zamanda Harvard Üniversitesi Yakın Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Bölümü’nün üye akademisyenlerinden biri.

Akademik üretimi, İbrani Tanahı’nın yorumlanmasına, İkinci Tapınak dönemindeki “yeniden yazılan İncil” geleneklerine, rabbanî midraşa, Yahudi-Hristiyan ilişkilerine ve modern Yahudi teolojisine odaklanır. Önemli kitapları arasında Sinai and Zion: An Entry into the Jewish Bible (1985), Creation and the Persistence of Evil: The Jewish Drama of Divine Omnipotence (1988, ikinci baskı 1994), The Death and Resurrection of the Beloved Son: The Transformation of Child Sacrifice in Judaism and Christianity (1993), Esther: A Commentary (1997), Resurrection and the Restoration of Israel: The Ultimate Victory of the God of Life (2006, National Jewish Book Award sahibi), Inheriting Abraham: The Legacy of the Patriarch in Judaism, Christianity, and Islam (2012) ve The Love of God: Divine Gift, Human Gratitude, and Mutual Faithfulness in Judaism (2016) yer alır. Israel’s Day of Light and Joy en son kitabıdır. 2023’te American Academy of Sciences and Letters tarafından Üstün Entelektüel Başarı için Barry Ödülü’ne layık görüldü.


Kitapla İlgili Bağlantılar

Levenson, Jon D. Israel’s Day of Light and Joy: The Origin, Development, and Enduring Meaning of the Jewish Sabbath. University Park, PA: Eisenbrauns, 2024.




Diğer Kitaplar

Bunları da beğenebilirsiniz

Welcome Back!

Login to your account below

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Add New Playlist