🔍

Halakhah: The Rabbinic Idea of Law

Halaha

Yazar

Chaim N. Saiman

Yayıncı

Princeton University Press

Format

Basılı, Dijital

Yayın Tarihi

2029

Sayfa Sayısı

312

Yazıda Neler Var

Künyesi

Chaim N. Saiman, Halakhah: The Rabbinic Idea of Law (Halakhah: Rabbanî Hukuk Anlayışı)
Yayın tarihi: 2018 (ilk baskı), 2020 (Princeton University Press, karton kapak)
Sayfa sayısı: 312
ISBN: 9780691210858 (karton kapak), 0691210853
Basılı ve e-kitap formatlarında mevcut.
Türkçe tercüme: Yok

Not: İbranice halakhah (הלכה) terimi Türkçede genellikle halaha ya da alaha şeklinde okunur. Çoğunlukla “Yahudi hukuku” olarak çevrilir, ancak yalnızca kurallar bütünü değil, aynı zamanda Yahudi düşüncesi ve yaşam biçimini ifade eder.

Konu ve İçerik

Saiman kitabına alışılmadık bir cennet tasviriyle başlar. Çoğu dini gelenekte cennet, melekler ve ilahi taht etrafında kurulmuş, ışıklı, sessiz ve uyumlu bir mekândır. Talmud’un Bava Metzia risalesinde (86a) çizilen sahne ise tamamen başkadır. Cennet bir akademidir, bir yeshiva‘dır ve orada tartışılır. Hem de evrenin sırları üzerine değil, tzaraat yani Levililer 13’te tarif edilen cilt hastalığı üzerine. Beyaz leke önce mi, beyaz kıl önce mi belirdi? Kuşkular vardır, hatta Tanrı bir görüş öne sürer ve melekler ona itiraz eder. Mesele çözüme bağlanmak için Talmud’un kendi rabbilerinden Rabba bar Nahmani’ye havale edilir. Saiman bu sahnenin yanına bugünkü dünyadan ikinci bir sahne koyar: New York banliyösünde, sıradan bir Şabat öğleden sonrasında, doktor ve avukatlardan oluşan bir Ortodoks cemaate misafir bir rabbi ders verir. Konu “başkalarının önceden ilgilendiği mal veya mülkler için rekabetçi teklif verme” üzerinedir, neredeyse Amerikan hukukunun tortious interference kavramına denk düşer. Yüz elli kişi gelir bu derse, çoğu hayatları boyunca Yahudi hukuku altında bir sözleşme imzalamayacaktır. Niye gelirler? Çünkü onlar için bu bir hukuk dersi değil, bir ibadet hareketidir. Talmud Tora‘dır, yani Tora çalışmasıdır.

Saiman’ın temel argümanı buradan çıkar. “Halaha” sözcüğü neredeyse otomatik olarak “Yahudi hukuku” diye çevrilir, ama bu çeviri hem fazlasını hem eksiğini söyler. Fazlasını söyler, çünkü halaha hiçbir zaman bir devletin yasası olmamıştır; ne bir toprağı, ne bir hükümeti, ne de zorlayıcı yaptırım gücünü temsil eder. Yahudiler iki bin yıl boyunca kendileri olmayan ülkelerin yasaları altında yaşadılar; halahanın otoritesi bu yasaların yanında, çoğunlukla onlarla çelişerek, ama hiçbir zaman onlarla yarışacak siyasi araçlara sahip olmadan sürdü. Eksiğini söyler, çünkü halaha aynı zamanda hukuktan çok daha fazlasıdır. Başka kültürlerde felsefenin, ilahiyatın, siyaset teorisinin, edebiyatın, hatta sanatın üstlendiği rolleri Yahudi geleneğinde halaha üstlenir. Tartışmak, yorumlamak ve incelemek başlı başına bir ibadettir ve uygulanabilecek somut bir vaka olmasa bile değerlidir. Saiman bu argümanını desteklemek için 2012 yılında MetLife Stadyumu’nda toplanan 90.000 kişiyi anar: bu insanlar bir spor maçı için değil, Daf Yomi (günde bir sayfa) programı çerçevesinde yedi buçuk yılda Talmud’un tamamını okuyan bir cemaatin törensel kapanışı için bir araya gelmişlerdir.

Kitap üç ana bölüm üzerinden ilerler. Birinci bölüm halahanın doğasını ele alır. Saiman burada hahamların, çoğu zaman uygulanma ihtimali bulunmayan kurallar üzerinde neden bu kadar yoğunlaştığını açıklar. Kudüs Tapınağı binlerce yıl önce yıkılmış olmasına rağmen, Mişna ve Talmud’un büyük kısmı tapınakta yapılan kurban ritüellerine ayrılmıştır. Sanhedrin mahkemesinin idam yetkisi yüzyıllardır işlemiyor olsa da rabbiler bu cezanın hukuksal mekaniği üzerine sayfalar dolusu tartışma üretmişlerdir. Saiman’a göre bu “uygulanmayan hukuk”, halahanın bir hatası değil, aslî bir özelliğidir: kuralların değeri, gerçekleşip gerçekleşmediklerine değil, üzerlerinde düşünülmesine bağlıdır. Halaha bir yönetim aracı olmaktan çok, Tanrı’nın aklının yapısına dokunmanın bir yoludur.

İkinci bölüm, kitabın belki de en orijinal kısmıdır. Saiman burada Talmud sayfalarının nasıl okunması gerektiği konusunda dört farklı çerçeve sunar: ilahiyat olarak halaha, eğitim olarak halaha, agada (anlatı) ile iç içe geçmiş halaha ve hukuksal düşünme biçimi olarak halaha. Bu bölümün gücü, Saiman’ın aktardığı somut Talmud pasajlarındadır. Örneğin borç ve alacak hukukundaki ince ayrımlar, görünüşte teknik kurallardır; ama Saiman bunların altında temel bir ahlaki yapı bulur. Bir borçluya gözünüz görünmemelidir; ona doğrudan yaklaşmak yasaktır; mahkemenin bir aracısı sizinle borçlu arasında konuşmalıdır; hiçbir koşulda borçlunun değirmen taşı veya ekmeğini hazırlamak için kullandığı bir alet teminat olarak alınamaz. Saiman, bu kuralların özünde halahanın yoksul ve güçsüzü koruyan bir ahlak çerçevesini, hukukun teknik dili içine nasıl yerleştirdiğini gösterir.

Üçüncü bölüm, Talmud sonrası dönemi izler. Mişna ve Talmud kapatıldıktan sonra ortaçağ Yahudi dünyası halahayı hayatın gerçek kararlarına nasıl çevireceği sorusuyla yüz yüze gelir. Burada iki büyük gelenek belirir. Birincisi kodifikasyon geleneğidir: Maimonides’in 12. yüzyılda yazdığı Mişne Tora ve Yosef Karo’nun 16. yüzyılda Safed’de tamamladığı Şulhan Aruh, tartışma ve karşı tartışma yığınlarını sistematik kurallara dönüştürür. İkincisi responsa geleneğidir: bireysel hukuki sorulara verilen rabbinik cevaplardan oluşan, yüzyıllar boyu birikmiş devasa bir mektuplaşma külliyatı. Saiman bu iki geleneğin gerilimini ve birbirini tamamlayışını ayrıntılı biçimde inceler.

Üçüncü bölümün belki de en çarpıcı parçası, 12. bölümde ele alınan Brisk yöntemidir. 1802’de Vilna Gaon’un öğrencileri tarafından bugünkü Belarus’taki Volojin’de kurulan Etz Hayyim Yeshivası, Doğu Avrupa Talmud çalışmasının sinir merkezi haline gelmiştir. Saiman’a göre bu kurum, halahaya tamamen yeni bir analitik yaklaşım kazandırmıştır. Yöntemin asıl olgunlaşması Volojin’in 1890’larda kapanmasının ardından Brest-Litovsk (Brisk) kasabasında olur ve önde gelen temsilcisi R. Hayyim Soloveitchik’tir (1853-1918). Brisk yöntemi her hukuksal kuralın ardında soyut kavramsal bir yapı arar: tartışılan iki görüş, kuralın “özü” hakkında iki farklı varsayıma dayanır. Örneğin bir nesnenin kaç parmak havaya kaldırıldığında hukuken sahiplenilmiş sayılacağı sorusu, Brisk’lilerin ellerinde “kaldırma eylemi mülkiyeti aktarır mı, yoksa yalnızca aktarımı kanıtlar mı?” gibi temel bir kavramsal soruya dönüşür. Saiman, bu yöntemin neden tarihsel, sosyolojik ve psikolojik açıklamalardan uzak durduğunu anlatır: Brisk için halaha, dünyevi bağlamlardan bağımsız, kendi içinde tutarlı bir kavramlar evrenidir. Yöntemin en sistematik kuramcısı, Hayyim Soloveitchik’in torunu olan Joseph B. Soloveitchik’tir (1903-1993). Berlin Üniversitesi’nde felsefe doktorası tamamlayan Soloveitchik, 20. yüzyıl Amerikan Yahudi düşüncesinin önde gelen halahacısı ve teologu olarak Brisk yöntemini felsefi bir dille açıklayabilen ilk isim olmuştur.

Kitabın son bölümü çağdaş İsrail’de halahanın durumuna ayrılmıştır. Saiman, “halaha devleti” ve “devletin halahası” arasındaki gerilimi inceler. İki bin yıllık sürgün döneminde halaha, bir devletin yasası olmadığı için kavramsal olarak özgürdü; sürekli inceleyebileceğin ama hayata geçirmek zorunda olmadığın bir entelektüel evren olarak gelişti. 1948’de İsrail’in kuruluşuyla bu durum tarihsel olarak değişti. Şimdi rabbinik geleneğin en özgün özelliklerinden biri, yani uygulanmaya muhtaç olmadan da değer taşıması, bir kez daha sorgulanır hâle geldi. Halaha modern devletin yasası olabilir mi? Olmalı mı? Yoksa devletleşme, halahanın asıl ruhunu zedeler mi? Saiman bu sorulara kesin yanıtlar vermez ama gerilimin tarihsel ve teorik boyutlarını dikkatle açar. Ayrıca bugünkü dünya Yahudilerinin yüzde yirmiden azının klasik halahacı çerçeveye bağlı kaldığını hatırlatır; bu da soruyu yalnızca İsrail siyaseti açısından değil, halahanın çağdaş otoritesi açısından da kritik kılar.

Sonuç bölümünde Saiman temel iddiasını yeniden toparlar: halaha bir hukuk sisteminden çok bir düşünme biçimidir, bir yasa metni değil, Tanrı ile süregelen bir ilişkinin diliyle yazılmış bir bilgi türüdür. Onu anlamak için “hukuk” kavramını esnetmek, hatta zaman zaman kenara bırakmak gerekir.

İçindekiler

Giriş (Introduction)

Bölüm I – Halaha’nın Doğası (The Nature of Halakhah)

1. Halaha Fikri (The Idea of Halakhah)
2. Uygulanmayan Hukuk (Non-Applied Law)
3. Halaha ve Yönetim (Halakhah and Governance)
4. Halaha olarak Tora (Halakhah as Torah)

Bölüm II – Talmudik Okumalar (Talmudic Readings)
5. Halaha ve Teoloji (Halakhah as Theology)
6. Halaha ve Eğitim (Halakhah as Education)
7. Halaha ve Agada (Halakhah as Aggadah)
8. Hukuksal Düşünmek (Thinking Legally)

Bölüm III – Tora ile Hukuk Arasında: Talmud Sonrası Dönemde Halakhah (Between Torah and Law: Halakhah in the Post-Talmudic Period)
9. Hukuka Geçiş (Transitioning to Law)
10. Kodlarda Halaha Anlayışı (The Idea of Halakhah in the Codes)
11. Responsalarda Halaha Anlayışı (The Idea of Halakhah in Responsa)
12. Halaha’nın İmparatorluğu: Yeşiva ve Brisk Ekolü (Halakhah’s Empire: The Yeshiva and the House of Brisk)
13. Halaha’nın Devleti ve Devletin Halahası (The State of Halakhah and the Halakhah of the State)

Sonuç (Conclusion)

Ekler: Sözlük, Notlar, Ek Okumalar, Dizin.

Neden İlginizi Çekebilir?

Yahudi hukukunu hem entelektüel bir gelenek hem yaşanan bir pratik olarak anlamak isteyen okuyucu için kitap, modern alanın en açık ve sistematik girişlerinden biridir. Saiman’ın yöntemi alışılmadık biçimde demokratiktir: hiçbir önbilgi varsaymaz, ama yüzeyde de kalmaz. Talmud sayfalarına ilk kez bakacak biri kadar, yıllardır bu sayfalarda yaşamış biri için de sürekli okunabilir.

Karşılaştırmalı hukuk ve hukuk felsefesiyle ilgilenen okuyucu için Saiman’ın asıl katkısı kavramsaldır. “Hukuk” kategorisinin Batılı düşüncede çoğunlukla devlet, yaptırım ve toprakla bir arada düşünüldüğü, oysa halahanın bunların hiçbiriyle örtüşmediği gözlemi, hukuk teorisi açısından üretken bir gerilim açar. Saiman burada H.L.A. Hart ile Ronald Dworkin’in “iç bakış” ve “dış bakış” ayrımını rabbinik gelenek üzerine düşünmek için kullanır.

Türkiye Yahudi cemaatinin hukuksal ve dinsel pratiklerini anlamak isteyen okuyucu için kitap, bet din (rabbinik mahkeme), responsa, kaşrut kararları gibi pratiklerin teorik arka planını sunar. Saiman’ın kendisi de Beth Din of America’da dayyan (rabbinik hâkim) olarak hizmet ettiği için, anlatımı yalnızca akademik değil, kurumsal pratiğin içinden gelir.

Talmud çalışmasına ilgi duyan ama nasıl yaklaşacağını bilmeyen okuyucu için kitap hem teknik hem teolojik birçok kapıyı aralar. Talmud sayfasında insanı yıldıran o uzun, dolambaçlı, görünüşte sonuca varmayan tartışmaların aslında neyin peşinde olduğunu, neden böyle yazıldığını ve ne tür bir dini deneyim sunduğunu açıklar.

Çağdaş İsrail siyasetiyle, özellikle din-devlet ilişkisinin geleceğiyle ilgilenen okuyucu için kitabın son bölümü kritik bir çerçeve sunar. Halahacı Yahudiliğin çoğunluk değil azınlık olduğu bir devlette, halahanın hangi rolleri üstlenebileceği ya da üstlenmemesi gerektiği sorusu giderek güncelleşmektedir. Saiman bu tartışmanın tarihsel kökenlerini dürüst ve dengeli bir biçimde açar.

Yazar Hakkında

Kitabın önsözünde, on beş yaşında onuncu sınıf öğrencisiyken Baltimore’daki Ner Israel Rabbinical College lise bölümünde Talmud çalışmasının yoğun dünyasıyla yüzleşmesini, ve özellikle Kiddushin risalesinin nişan hukukuna dair teknik bir tartışmasının onda bıraktığı kalıcı izi anlatır.
Akademik kariyerinde Harvard Law School ve Pennsylvania Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Gruss Talmudik Hukuk Misafir Profesörü olarak görev yaptı; Princeton, Toronto, Bar-Ilan ve İbrani Üniversiteleri’nde araştırmalar yürüttü. Asıl uzmanlık alanları Yahudi hukuku, sigorta hukuku ve özel hukuktur. American Law Institute üyesi olan Saiman, aynı zamanda Beth Din of America rabbinik mahkemesinde hâkim (dayyan) olarak hizmet veriyor ve federal mahkemelerde sigorta hukuku ile Yahudi hukuku alanında bilirkişi olarak görüşülüyor. Bu çoklu rol, kitabın dikkat çeken özelliklerinden biri olan akademik soğukkanlılık ile pratik yakınlığın birlikte var olabilmesinin de açıklaması.
Halakhah, Saiman’ın ilk kitabı ve Princeton’ın Library of Jewish Ideas dizisinin Tikvah Fund ile ortaklaşa yayınladığı bir cilttir. Kitap çıktığından beri Yahudi hukukuna giriş literatüründe standart referanslardan biri sayılıyor; Moshe Halbertal, Jonathan Sacks, Noah Feldman, Christine Hayes gibi isimlerden olumlu eleştiriler aldı.

Saiman, Chaim N. Halakhah: The Rabbinic Idea of Law. Princeton: Princeton University Press, 2018.

Diğer Kitaplar

Bunları da beğenebilirsiniz

Welcome Back!

Login to your account below

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Add New Playlist