Bir Müzik Yazısı Ladino’ya Çevrilince
İzmirli arkadaşım Rozi, geçtiğimiz günlerde LinkedIn hesabında İngilizce olarak güzel bir yazı paylaştı. Gözlem yapmayı ve keyfine yazmayı sevdiğini, gönüllü yürütülen bir yayında yazma fırsatı bulduğunda kendini buna teşvik ettiğini anlatıyor. Son olarak Kaminando y Avlando‘nun Mansevos (Ladino’da “gençler”) yayınına katılmış.
Yeni sayı da yakında çıkıyormuş.
Yayının dili Ladino. Rozi’nin deyişiyle Ladino’yu anlamak ayrı, onu yazmak ayrı bir mesele.
Tam bu noktada Claude’a başvurmuş, kendi deyimiyle “en yeni gözde meslektaşı”na. İngilizce kaleme aldığı bir müzik eleştirisi yazısını Ladino’ya çevirmesini istemiş. Sonuç editörlerini şaşırtmış. Onların yarı şaka yorumu, Claude’un pek çok Yahudi’den daha iyi Ladino bildiği yönünde olmuş.
Editörlerden gelen yazım geri bildirimleriyle Rozi ve Claude metni birlikte düzeltmiş, sonra da bu çeviri yaklaşımını herkesin kullanabileceği bir beceri (Claude’da skill) olarak kaydetmişler.
Editörlerin şu anki değerlendirmesi şöyle: metin gerçekten iyi, hâlâ hafif bir modern İspanyolca etkisi taşısa da neredeyse kusursuz. Tek eksik, Ladino’nun içine yerleşmiş Osmanlı, Türkçe ve Yunanca kelimeleri henüz katmaması. Sıradaki adım da bu kelimeleri eklemek.
Son aşama ise yayını, dili konuşan yaşlı kuşakla paylaşmanın bir yolunu bulmak. İlginç olan şu: onlar için Ladino konuşulan bir dil, dolayısıyla okumakta zorlanıyorlar. Anlamı kavramak için metni çoğu zaman yüksek sesle okumaları gerekiyor.
Rozi yazısını umut veren bir notla bitiriyor: büyük dil modelleri yıkım kadar canlanma da getirebiliyor. Ayrıca, bu paylaşımın bir reklam olmadığını ve bir dil modeliyle yazılmadığını da ekliyor.
Bu küçük hikâye bana ilginç geldi, çünkü yapay zekâ tartışmaları çoğunlukla büyük diller ve büyük ölçekler üzerinden yürüyor. Oysa burada araç, konuşanı azalan, yazılı geleneği zaten ince olan bir dilin hizmetine giriyor. Sonucun “kusursuz” olup olmaması bir yana, bir gencin kendi keyfi için yazdığı bir müzik yazısının Ladino’ya taşınması ve bu sürecin bir topluluk yayınında yer bulması, dilin gündelik hayatta dolaşımda kalmasının küçük ama gerçek bir örneği. Eksik bırakılan o Osmanlı ve Yunanca kelimelerin eklenecek olması da bu coğrafyanın diline ne kadar işlediğini hatırlatıyor.




