🔍

American Judaism: A History

Amerikan Yahudiliği

Yazar

Jonathan D. Sarna

Yayıncı

Yale University Press

Format

Basılı, Dijital

Yayın Tarihi

2019 (İkinci Baskı)

Sayfa Sayısı

560

Yazıda Neler Var

Künyesi

Jonathan D. Sarna, American Judaism: A History (Amerikan Yahudiliği: Bir Tarih)
Yayın tarihi:
2019 (gözden geçirilmiş ikinci baskı, Yale University Press) –İlk baskı: 2004
Sayfa sayısı: 560
ISBN: 9780300190397
Türkçe çevirisi: Yok

Konu ve İçerik

Sarna kitaba 1654 yılı eylülünden bir sahneyle başlar. Ste. Catherine adlı küçük bir Fransız fırkateyni New Amsterdam limanına demir atar. Gemiden inenlerin çoğu, Portekizlilerin Recife’i geri almasıyla Brezilya’dan kovulan, “büyüklü küçüklü yirmi üç can”dır: bitkin Yahudi mülteciler. Koloninin diktatör genel valisi Peter Stuyvesant onları içeri almak istemez; Hollanda Batı Hindistan Şirketi’nin yöneticilerine Yahudilerin “aldatıcı, son derece nahoş, Mesih’in adına nefret eden düşmanlar” olduğunu yazar. Sonraki mektubunda kendi mantığını da özetler: “Onlara özgürlük verirsek, Lutheranlara ve Papistlere de aynı şeyi reddedemeyiz.” Stuyvesant haklıdır. Yahudileri kabul etme kararı, kolonisini dini açıdan daha kabullenici bir yere dönüştürmek zorunda bırakacaktır.

Sarna’nın kitabını bu sahne üzerine kurması bir tercihtir, çünkü ona göre Amerikan Yahudiliği ilk gününden itibaren Amerikan dini çoğulculuğunun sınırlarını genişleten bir aktör olmuştur. Yahudiler, başka azınlıklara da yer açan bir “ayrıcalığı” sürekli zorlamış, tahammülün hak’a, hakkın da eşitliğe dönüşmesi sürecini hızlandırmıştır. George Washington’un 1790’da Newport Yahudilerine yazdığı mektup ve oradaki o ünlü cümle (“hükümet bağnazlığa onay, zulme yardım vermez”) bu tarihin ilk önemli dönüm noktalarından biridir.

Kitap birkaç güçlü tezi açıkça savunur. Birincisi, Amerikan Yahudiliğinin Avrupa Yahudiliğinden farklı olduğu, ama bu farkın çoğu kez sanıldığı yerde olmadığıdır. Avrupa Yahudi tarihinin başlıca temaları olan “yasal kısıtlamalardan kurtulma” (emancipation), “aydınlanma fikirlerinin geleneksel kültüre sızması”, “kovulma ve katliam”, Amerika’da çok daha küçük bir rol oynamıştır. Buna karşılık Amerikan Yahudiliğine biçim veren güçler farklıdır: demokrasi, vicdan özgürlüğü, kilise-devlet ayrımı, gönüllülük (voluntarism) ve Amerikan Protestanlığının mezhepsel (denominational) yapısı. Sarna’ya göre Amerikan Yahudiliğinin ayırt edici özelliklerinin büyük kısmı bu çerçevenin ürünüdür. 1820’lerde birleşik “sinagog-cemaati” yapısının çökmesi ve yerini çoğulcu bir “sinagoglar cemaati”ne bırakması, 19. yüzyılın ortasında Yahudiliği koruma, uyarlama ya da Yahudi halk-cemaat birliğini öne çıkarma yönündeki üç rakip stratejinin ortaya çıkması, hep bu Amerikan ortamının baskısıyla şekillenmiştir.

İkinci tez, kitabın iskeletini oluşturur ve daha az alışılmıştır: Amerikan Yahudiliği tarihi düz bir asimilasyon ya da çöküş eğrisi değildir; canlanmalar (revivals) ve uyanışlar (awakenings) ile dönemlenen döngüsel bir süreçtir. Bu kavramları antropolojinin yenilenme hareketleri (revitalization movements) literatüründen alır. 1870’lerin sonundaki canlanma, 1930’ların sonundaki uyanış gibi belirli kırılma anlarında, Yahudi cemaati bir krize tepki olarak (yükselen antisemitizm, Nazizm tehdidi, Holokost) yeni anlam, yeni düzen ve yeni yön arar. Bu arayışlar her seferinde kurumsal büyümeye, ibadet ve ritüele artan ilgiye, eğitim ve kültür yatırımlarına dönüşür. Sarna’nın işi tam da bu yenilenme dalgalarını tek tek gösterip her birinin ardındaki sosyal mantığı çıkarmaktır. “Asimilasyon” kelimesini bilinçli olarak az kullanır; çünkü ona göre bu kavram artık o kadar farklı anlamla yüklü ki analitik değerini büyük ölçüde yitirmiştir, çoğu zaman da Yahudilerin başlarına gelenden çok korktukları şeyi anlatır.

Üçüncü tez kitabın kuruluş dönemine ayrılan yere ilişkindir. Birçok tarihçi, Doğu Avrupa Yahudilerinin 1880 sonrası kitlesel göçünü “asıl başlangıç” sayar; öncesini kısa bir önsöz olarak geçer. Sarna tam tersini yapar: 1880 öncesi döneme tam üç bölüm ayırır. Çünkü Amerikan Yahudiliğinin omurgasını oluşturan kurumların, kongregasyonalizmden mezhepselliğe, kilise-devlet ayrımından gönüllü cemaat örgütlenmesine kadar hepsinin Amerikan Devrimi, Anayasa, İkinci Büyük Uyanış ve İç Savaş gibi kurucu olayların gölgesinde biçimlendiğini düşünür. 1880 sonrası gelen göçmenler bu yapıları kurmadılar, içine doğdular ve uyum sağladılar.

Dördüncü bölüm Amerikan Yahudiliğinin 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki “iki dünya”sını anlatır. Bu, kitabın en polemik bölümüdür. Tarihçi Hasia Diner’in Orta Avrupa kökenli (“Alman”) Yahudiler ile Doğu Avrupa kökenli Yahudiler arasındaki ayrımın “büyük ölçüde hayalî” olduğu tezine Sarna açıkça karşı çıkar. Ona göre o iki cemaat arasındaki uçurum, dönemin tanıklarınca defalarca tarif edilmiş gerçek bir uçurumdu. Tobias Brinkmann’a dayanarak iddia eder: iki grubu birbirinden ayıran şey terk ettikleri ülkelerin adı değil, kültürel arka planları ve modernlikle kurdukları ilişkiydi. Almanlık, Doğu Avrupalı göçmenlerin sahip olmadığı her şeyi temsil ediyordu: toplumsal statü, ekonomik başarı, asimile olma yeteneği. Yaklaşık yarım yüzyıl boyunca Amerika’da Yahudiler iki ayrı dünyada yaşadılar; “uptown” ve “downtown”, “temple” ve “shul”, “Yahudi” ve “göçmen” gibi çiftler bu uçurumun gündelik dilindeki yansımalarıydı. Çocuklar ve torunlar evlendikçe ayrım silikleşti, ama o yarım yüzyıl Amerikan Yahudi kurumsal hayatına biçim veren mücadelelerin sahnesiydi.

Beşinci ve altıncı bölümler 20. yüzyılı izler ve Sarna’nın canlanma/yenilenme çerçevesinin en yoğun şekilde uygulandığı bölümlerdir. Yahudilerin Amerikan toplumunda çevrelenmiş bir dış grup olmaktan ülkenin “üçüncü inancına” dönüşümü bu süreçte kristalleşir. Will Herberg’in 1955’teki Protestant-Catholic-Jew kitabı bu yeni konumu adlandırır: artık Yahudiler egzotik bir azınlık değil, ülkenin dini omurgasının üç ayağından biridir. Sarna bu bölümlerde Holokost’un Amerikan Yahudi bilincindeki gecikmeli yerleşimini, 1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşunun hem cemaat yapısını hem bireysel kimliği nasıl dönüştürdüğünü, savaş sonrası banliyöleşmenin yarattığı manevi kararsızlığı (otantik Yahudi değerleri kayboluyor mu sorusu), siyahi-Yahudi ittifakının doğuşunu ve çözülüşünü, Ortodoksluğun beklenmedik yükselişinin dinamiklerini ayrı ayrı işler. Bu öykülerin her biri, ona göre, “doğal” bir asimilasyon çizgisinde değil, tam tersine yenilenme ve kurumsal yaratıcılık çizgisinde okunmalıdır.

İkinci baskıya 2019’da eklenen Sonuç bölümü ve gözden geçirilmiş Giriş, son on beş yılın gelişmelerini ve bunlara dair yeni araştırmaları içerir. Ortodoksluğun günümüzde demografik olarak büyüyen tek hareket olması, Muhafazakâr Yahudiliğin hızlı erozyonu, “spiritual but not religious” diye kendini tanımlayan Yahudilerin yükselişi, İsrail’e bakışta yaşanan kuşaklar arası gerilim, üçlü model paradigmasının çoğul-dinli (Müslüman, Asya dinleri dahil) yeni bir paradigmaya yerini bırakışı, hepsi bu yeni materyalin parçasıdır. Sarna burada da geçmişi yorumlama biçimine sadık kalır: bunların hiçbiri çöküşün kanıtı değildir, mevcut yapıların yeniden üretilmesinin yeni döngüleridir.

Sarna kendi konumunu açıkça söyler. Hayatını Ortodoks, Muhafazakâr ve Reform Yahudi kurumlarının üçünde de geçirmiş, ailevi ve dostane bağlarını fanatik Ortodokstan radikal seküler Yahudiliğe dek tüm yelpazede sürdüren biri olarak yazdığını belirtir. İçerden bakar, ama akademik mesafesini de korumaya çalışır. Kitabın ortaya çıkışı kişisel bir mücadele öyküsünü de barındırır: Sarna 1999’da, henüz yazma aşamasındayken özefagus kanseri tanısı aldı; kemoterapi, radyasyon ve büyük cerrahinin ardından beklenenin aksine hayatta kaldı. Önsözünde kitabın varlığının “bir tür mucize” olduğunu söyler.

İçindekiler

İkinci Baskıya Giriş
Birinci Baskıya Giriş

1. Kolonyal Başlangıçlar (Colonial Beginnings)
2. Amerikan Yahudiliğinde Devrim (The Revolution in American Judaism)
3. Birlik ve Ayrılık (Union and Disunion)
4. Amerikan Yahudiliğinin İki Dünyası (Two Worlds of American Judaism)
5. Endişeli Bir Alt Kültür (An Anxious Subculture)
6. Yenilenme (Renewal)
Sonuç: 21. Yüzyıla Doğru – Bir Kavşakta Amerikan Yahudiliği (Into the Twenty-First Century — American Judaism at a Crossroads)
Ek: Amerikan Yahudi Nüfus Tahminleri, 1660–2015 (American Jewish Population Estimates, 1660–2015)

Neden İlginizi Çekebilir?

Amerikan Yahudi tarihiyle ilk kez karşılaşan okur için Sarna’nın kitabı alanın standart başvuru kaynağıdır. Kolonyal dönemden günümüze, üç buçuk yüzyılı tek bir ciltte sentezleyen, akademik açıdan yetkin ve aynı zamanda sürükleyici bir anlatımı olan başka bir tek-cilt yoktur.

Azınlık deneyimine ilgi duyanlar için kitap bir karşılaştırma zemini sunar. Avrupa Yahudilerinin yüzleştiği yasal kısıtlamalar, kovulma ve emancipasyon mücadeleleri Amerika’da büyük ölçüde yaşanmadı; bunların yerine gönüllülük, mezhepsellik, kilise-devlet ayrımı, demokrasi gibi farklı zorluklar geldi. Türkiyeli okur için, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte Yahudi azınlığın yaşadığıyla doğrudan örtüşmese de, “azınlık olarak modernleşme”nin nasıl çok farklı yollar açabildiği konusunda kıyaslama imkânı sunar.

Din sosyolojisi ve Amerikan dini tarihiyle ilgilenenler için Sarna’nın “canlanma ve yenilenme döngüleri” çerçevesi özellikle değerlidir. Asimilasyon-çöküş anlatısı yerine, Yahudi cemaatinin krizleri kurumsal yaratıcılığa nasıl çevirebildiğini somut örneklerle gösterir.

Çağdaş tartışmalara ilgi duyanlar için ikinci baskının yeni bölümleri özellikle güncel sorular ortaya atar: Ortodoksluğun yükselişi sürdürülebilir mi, Muhafazakâr Yahudilik neden bu kadar hızlı eridi, üçlü inanç modelinin yerine geçen çok-dinli paradigma Yahudi yerini nasıl etkiliyor, kuşaklar arası İsrail tutumu nereye doğru kayıyor?

Yazar Hakkında

Jonathan D. Sarna, Brandeis Üniversitesi’nde “University Professor” ve Joseph H. & Belle R. Braun Amerikan Yahudi Tarihi Profesörü olarak görev yapmaktadır. Amerikan Yahudi tarihçiliğinin önde gelen ismidir; otuzdan fazla kitap kaleme almış ya da editörlüğünü üstlenmiştir. Brandeis ve Yale’de eğitim görmüş, Amerikan Yahudi tarihinin “duayeni” olarak bilinen Jacob Rader Marcus’un öğrencisi ve sonradan meslektaşı olmuştur. American Judaism en bilinen ve en çok okutulan eseridir; ilk baskısı 2004’te yayımlanır yayımlanmaz alanda standart kaynak olarak kabul edilmiş, Yahudi Kitap Konseyi’nin Yılın Yahudi Kitabı ödülünü kazanmıştır. Sarna ayrıca When General Grant Expelled the Jews, Lincoln and the Jews (Benjamin Shapell ile birlikte) gibi kitaplarıyla da geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır.

Sarna, Jonathan D. American Judaism: A History. 2nd ed. New Haven: Yale University Press, 2019.

Diğer Kitaplar

Bunları da beğenebilirsiniz

Welcome Back!

Login to your account below

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Add New Playlist